Siyasette yalnızlaşmak bazen muhalefetin gücünden değil, en yakınınızdakilerin yanlışlarından kaynaklanır. Yerel yönetimlerde ise bu durum çok daha belirgin şekilde hissedilir. Çünkü belediye başkanının attığı her adım, söylediği her söz ve çevresinde bulunan her isim doğrudan kamuoyu tarafından değerlendirilir.
Eskil Belediye Başkanı Mustafa Zavlak'ın son dönemde yaşadığı tartışmalar, kamuoyunda "Başkan yalnız mı kaldı?" sorusunu gündeme getirmeye başladı.
Göreve geldiği ilk dönemlerde birlik ve beraberlik mesajları veren Başkan Zavlak'ın, zaman içerisinde eski Belediye Başkanı Necati Belgemen ile yollarını ayırması dikkat çekti. Siyasi kulislerde bu ayrılığın farklı nedenleri konuşulsa da, birçok kişi bu süreçte çevresindeki isimlerin etkili olduğu görüşünü dile getiriyor.
Siyasette tecrübe her zaman önemlidir. Geçmişte aynı davaya hizmet etmiş isimlerle köprüleri tamamen atmak yerine, ortak aklı koruyabilmek çoğu zaman yöneticilere güç kazandırır. Bunun başarılamadığı durumlarda ise kırgınlıklar büyür, destek halkası daralır.
Öte yandan Başkan Zavlak'ın en önemli destekçilerinden biri olarak görülen Necip Çeçen'in isminin son dönemde yaşanan bazı tartışmalarla anılması da belediye yönetimini zor durumda bıraktı. Kaputaş'taki ev yıkımlarıyla ilgili yaşanan süreç kamuoyunda uzun süre konuşuldu. Ardından İbrahim Kılıçer ile ilgili gelişmeler de tartışmaları daha da artırdı. Her iki olayda da eleştirilerin doğrudan belediye yönetimine yönelmesi, Başkan Zavlak'ın üzerindeki baskıyı artırdı.
Bir belediye başkanının en büyük gücü makamı değil, toplumdaki güvenidir. Bu güveni koruyabilmek için çevresindeki isimlerin attığı adımlar da büyük önem taşır. Çünkü vatandaş, yapılan her olumlu veya olumsuz gelişmeyi sonuçta belediye başkanının hanesine yazar.
Bugün gelinen noktada Başkan Zavlak'ın önünde önemli bir tercih bulunuyor. Ya mevcut yönetim anlayışını sürdürerek eleştirilerin artmasını izleyecek ya da kamuoyunun sesine kulak vererek yeni bir değerlendirme yapacak. Siyasette zaman zaman değişim cesareti göstermek, en doğru karar olabilir.
Hiçbir belediye başkanı tek başına başarılı olamaz. Aynı şekilde hiçbir belediye başkanı, çevresindeki yanlış tercihlerin yükünü sonsuza kadar taşıyamaz. Önemli olan, eleştirileri düşmanlık olarak görmek yerine bir muhasebe fırsatı olarak değerlendirebilmektir.
Son söz olarak şunu söylemek gerekir; Eskil'in beklentisi kavga değil hizmettir. Vatandaş, kişisel hesaplaşmaların değil, ilçenin sorunlarının çözülmesini istiyor. Siyaset gelip geçer, ancak geride bırakılan hizmetler ve kurulan gönül köprüleri kalıcı olur.
Son dönemde dikkat çeken bir başka konu ise Belediye Başkanı Mustafa Zavlak'ın gerçekleştirilen hemen her programın yükünü bizzat omuzlamaya çalışmasıdır. Açılışlardan saha çalışmalarına, sosyal etkinliklerden resmi programlara kadar hemen her alanda ön planda olan Başkan Zavlak, adeta bütün sorumluluğu tek başına üstleniyor.
Ancak belediyecilik, tek kişinin omuzlarında yükselecek bir hizmet alanı değildir. Başarılı belediyelerde ekip ruhu ön plandadır. Başkan yön verir, başkan yardımcıları, birim müdürleri ve personel ise bu vizyonu sahaya yansıtır.
Eskil Belediyesi'ne dışarıdan bakıldığında ise başkan ile belediye personeli arasında zaman zaman bir iletişim ve koordinasyon eksikliği yaşandığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Elbette bunun gerçek boyutunu belediye yönetimi bilir. Ancak kamuoyunda oluşan algı, bazı hizmetlerin ve organizasyonların büyük ölçüde Başkan Zavlak'ın kişisel gayretiyle yürüdüğü yönünde.
Oysa güçlü kurumlar, güçlü ekiplerle ayakta kalır. Bir belediye başkanı her programa yetişmeye, her sorunu tek başına çözmeye ve her yükü omuzlamaya çalıştığında hem yıpranır hem de kurumsal yapı zayıflar.
Belki de bugün Eskil Belediyesi'nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey; görev paylaşımının daha belirgin olduğu, iletişimin güçlendirildiği ve herkesin sorumluluk aldığı bir yönetim anlayışıdır. Çünkü vatandaş yalnızca belediye başkanını değil, belediyenin tamamını hizmet üretirken görmek ister.
