Yıl boyu gözü gökyüzünde, eli toprakta, kulağı ise hep gelecek iyi bir haberde olan Anadolu çiftçisi için yine o kritik dönemeç geldi çattı. Aylarca verilen emeğin, dökülen alın terinin karşılığı olan hububat fiyatları nihayet açıklandı. Ancak ne yazık ki açıklanan rakamlar, tarlada gece gündüz demeden çalışan üreticimizin yüzünü güldürmek bir yana, hayal kırıklığının derinleşmesine neden oldu.
Mazot, gübre, tohum ve ilaç gibi temel girdi maliyetlerinin katlanarak arttığı bir ekonomik iklimde, açıklanan bu taban fiyatlar çiftçinin borcunu kapatmaya yetmediği gibi önümüzdeki yıl yeniden ekim yapma motivasyonunu da ciddi şekilde baltalamaktadır. Çiftçi bu fiyatları net bir şekilde "yetersiz" buldu ve sesini duyurmaya çalıştı.
Bölge tarımının kalbinin attığı yerlerden biri olan Eskil'de ise bu haksızlığa karşı en net, en dik duruş gecikmedi. Eskil Ziraat Odası Başkanı, üreticinin hakkını savunmak adına adeta masaya yumruğunu vurdu ve bölgedeki en net tepkiyi koyan isim oldu. Başkanın yaptığı açıklamalar, sadece bir kurumsal tepki değil; toprağa küstürülmeye çalışılan, emeğinin karşılığını alamayan binlerce Eskilli çiftçinin ortak çığlığıydı.
Ziraat Odası Başkanı’nın da haklı olarak vurguladığı gibi: Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor! Üretimin sürdürülebilir olması, market raflarındaki ekmeğin güvencesidir. Eğer bugün üreticiyi maliyetlerin altında ezen fiyatlarla baş başa bırakırsak, yarın tarlasını ekecek çiftçi, soframıza koyacak yerli mahsul bulamayız.
Eskil halkı ve çiftçisi, toprağına bağlıdır; ancak bu bağlılığın suistimal edilmemesi gerekir. Yetkililerin, sahadan yükselen bu haklı sese, özellikle de Eskil Ziraat Odası'nın koyduğu net tavra kulak tıkamaması elzemdir. Hububat fiyatlarının yeniden gözden geçirilmesi ve çiftçiye can suyu olacak desteklemelerin acilen devreye sokulması, sadece çiftçinin değil, hepimizin geleceği için bir zorunluluktur.
Unutulmamalıdır ki; köylü milletin efendisidir ve efendilik, üretenin hakkını teslim etmekle başlar.
